iletisim
·.((( WWW.ORUZ.NL ))).·by MuminKardes´¯` SeVGiYe Acilan Bahce´¯`·.¸.·´¯`·.(((Allaha Emanet Olun ஐ Şanlı Tarihimiz ஐ İslam Tarihi
Tarih boyunca İnananlara Atılan İftiralar
Kullanıcı Adı
Parola
Register FAQ Members List Today's Posts Search

Başlığı Yazdır

  Tarih boyunca İnananlara Atılan İftiralar
by: muminkardes, 07-04-2010 09:07 ÖS (#1)

Tarih boyunca İnananlara Atılan İftiralar

--------------------------------------------------------------------------------

HZ MUSA'YA ATILAN İFTİRALAR

İsrailoğullarına peygamber olarak gönderilen Hz Musa, -tıpkı diğer peygamberler ve samimi müminler gibi- inkarcıların birçok fiili ve sözlü saldırılarına maruz kalmıştı

Hz Musa'nın dünyaya geldiği dönemde, Mısır'ın hükümdarı olan Firavun, halkının büyük bir bölümünü eziyor ve hatta nesillerini yok edecek bir zulme maruz bırakıyordu Firavun'un bu zorbalığı Kuran'da şu şekilde anlatılmaktadır:

Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu Çünkü o, bozgunculardandı (Kasas Suresi, 4)

Firavun'un askerlerinin bebeğini de öldürmesinden endişe duyan Hz Musa'nın annesi, Allah'ın kendisine vahyetmesiyle Hz Musa'yı Nil nehrine bırakmıştı Kuran'da bildirildiği gibi, Allah'ın belirlediği bir kader doğrultusunda bebeği Firavun'un ailesi sahipsiz görerek almışlardı Bu olayların neticesinde, Firavun'un sarayında yetişen Hz Musa, Allah'ın peygamberlikle görevlendirmesinden sonra, Firavun'un düşmanca ve saldırgan tavırlarına maruz kalmıştı

FİRAVUN'UN HZMUSA'YA OLAN DÜŞMANLIĞI
Allah'ın emriyle, Firavun'a giderek ona Allah'ın varlığını ve hak dini anlatan Hz Musa, Firavun'un inkarcı ve saldırgan tutumuyla karşılaşmıştır Firavun, hem Hz Musa'yı hem de yanındakileri işkence ile ve öldürmekle tehdit etmiştir Onun bu tehditleri karşısında ise ülke halkı Hz Musa'nın bildirdiği gerçeklere inanmaktan ve onunla birlikte olmaktan korkmuşlardır Ayetlerde haber verildiğine göre, ancak az sayıda genç ona iman etmiştir:

Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı (Yunus Suresi, 83)

Elbette bu mücadelede galip gelecek tarafın Allah'ın salih kulları olduğu, "Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez" (Nisa Suresi, 141) ayeti ile bildirildiği gibi, daha en başından bellidir Ancak müminlerin imanlarının, tevekküllerinin ve sabırlarının denenmesi için, önce oldukça zorlu imtihanlardan geçirilmeleri, insanlar tarafından yalanlanmaları, iftiralara maruz kalmaları Allah'ın kanunudur Hz Musa'nın kendisi ve onunla birlikte iman edenler için de durum aynı olmuştur

Firavun, kendisini adeta bir ilah gibi görüyor, tüm Mısır'ın ve Mısır üzerindeki bütün insanların tek sahibi ve hakimi olduğunu zannediyordu Tek gerçek ilahın, tek gücün ve insanların tek sahibinin Allah olduğunu halkının öğrenmesi durumunda, eskisi gibi ilahlık iddia edemeyeceğinin ve insanlara zorbalıkla boyun eğdiremeyeceğinin de farkındaydı Bu nedenle halkının Hz Musa'ya inanmaması için çeşitli yollara başvurdu İşkence ve ölümle tehdit etme Firavun'un sıkça başvurduğu yöntemlerden biriydi Bir diğer yöntemi ise, Hz Musa'ya ve kardeşi Hz Harun'a iftira atmak olmuştu Firavun'un, kendince, onları insanların gözünde küçük düşürmek, önemsiz ve değersiz insanlar gibi göstermek için kullandığı iftiraları şöyle maddelendirebiliriz:

HZ MUSA'NIN MENFAAT VE İKTİDAR PEŞİNDE OLDUĞU İFTİRASI
İnkarcıların iman edenlere attıkları iftiraları belirlerken en önemli çıkış noktaları kendi sahip oldukları kötü ahlakları ve dünyaya bakış açıları olmuştur Örneğin, Allah'ın emrettiği ahlakı yaşamayan insanların müthiş bir büyüklenme arzusu ve dünya hayatına yönelik sınır tanımaz hırsları vardır Firavun, bu insanların tipik bir örneğidir Tüm Mısır'ın üzerindeki insanlarla birlikte kendisine ait olması hırsına kapılan Firavun, bu hırsı uğruna masum insanlara acı çektirmekten ve hatta onları öldürmekten dahi çekinmemektedir Bu sapkın inancından dolayı diğer insanları da kendisi gibi dünya hırsı ile gözü dönmüş sanmaktadır Bu nedenle, Hz Musa'nın ve Hz Harun'un Allah katındaki yerlerini ve ne amaçla kendisine geldiklerini anlayıp takdir edememiştir

Hz Musa da insanlardan kendilerine tabi olmalarını istemiştir Ancak Hz Musa'nın bundaki amacı onlara Allah'ın varlığını ve sonsuz kudretini tanıtmak, dini öğretmek ve onların hidayet bulmalarına vesile olmaktır Firavun ve çevresi ise Hz Musa'nın mevki ve makam peşinde olduğunu, yeryüzünde büyüklük elde etmeye çalıştığını düşünmüşler ve onu iktidarlarına bir rakip olarak görmüşlerdir Allah bir ayette Firavun'un çevresinin Hz Musa'yı ve Hz Harun'u nasıl suçladığını şöyle bildirir:

Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" dediler (Yunus Suresi, 78)

Oysa, Hz Musa ve Hz Harun, tüm diğer peygamberler ve samimi Müslümanlar gibi, asla dünyevi mevki ve çıkarların peşinde olmamışlardır Onlar insanlardan hiçbir ücret ve karşılık beklemeden, sadece Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini isteyerek insanları Allah'ın yoluna çağırmışlar ve onlara ahiret yurdunu hatırlatmışlardır Allah, "Kitap'ta Musa'yı da zikret Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi" (Meryem Suresi, 51) ayetiyle, Hz Musa'nın yalnızca Kendi rızasını arayan bir kul olduğunu haber vermiştir Ayrıca başka ayetlerde de, Hz Musa'nın ve Hz Harun'un, Allah'ın salih kullarından oldukları şöyle haber verilmiştir:

Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular Ve ikisine anlatımı-açık kitabı verdik Onları dosdoğru yola yöneltip-ilettik Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık Musa'ya ve Harun'a selam olsun Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz Şüphesiz ikisi, bizim mü'min olan kullarımızdandılar (Saffat Suresi, 114-122)

HALKIN GÜVENLİĞİNİ VE HUZURUNU TEHDİT ETTİĞİ İFTİRASI
Firavun'un kullandığı taktiklerden biri de Hz Musa'yı ve Hz Harun'u her fırsatta ülke ve halk için önemli bir tehlike gibi göstermekti Bu yöndeki asılsız iftiralarıyla halkı, Hz Musa aleyhine kışkırtmaya çalışıyordu Öyle ki Firavun Hz Musa'yı, insanları "yurtlarından sürüp çıkarmayı istemekle" suçlamıştı Kuran ayetlerinde Allah, Firavun'un, halkının önde gelenlerine şöyle seslendiğini bildirir:

(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu" dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür Büyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" (Şuara Suresi, 34-35)

Bir başka ayette, ise Firavun'un Hz Musa'yı ve yanındakileri, halkı yurtlarından sürüp çıkarmak için tuzak kurmakla suçladığı bildirilmektedir:

Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz" (Araf Suresi, 123)

Firavun'un bu iftirası ile halkın ve önde gelenlerin Hz Musa'ya ve yanındakilere karşı cephe almalarını, onları halkın gözünde hain olarak göstermek istediği açıktır Ancak, Allah'ın vaat ettiği gibi, müminlere kurulan tüm tuzaklar nasıl bozulduysa, Firavun'un bu tuzağı da bozulmuştur:

Sonunda Allah, onların kurdukları hileli-düzenlerinin kötülüklerinden onu korudu ve Firavun'un çevresini de azabın en kötüsü kuşatıverdi
(Mümin Suresi, 45)
Kullanıcı Avatarı
muminkardes

Süper Yönetici

Mesaj Sayısı: 213
Katılım Tarihi: 31.03.10

RE: Tarih boyunca İnananlara Atılan İftiralar
by: muminkardes, 07-04-2010 09:07 ÖS (#2)

HZ MUSA'NIN "BÜYÜCÜLÜK"LE SUÇLANMASI
Firavun kibirinden dolayı, Hz Musa'nın getirdiği hak dini kabul etmemişti Hz Musa, Allah'ın varlığını ve kendisinin Allah'ın elçisi olduğunu göstermek için -Allah'ın izniyle- Firavun'a birçok mucize gösterdi Firavun buna rağmen iman etmediği gibi, halkın da inanmasını engellemek için, Hz Musa'yı büyücülükle ve sihir yapmakla suçladı Böylelikle Hz Musa'nın söylediklerinin ve yaptıklarının doğru olmadığı, bunun sadece insanları etkilemek için kullanılan yalancı bir sihir olduğu izlenimi vermek istiyordu Bu konu ayetlerde şöyle bildirilir:

Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik; Firavun'a, Haman'a ve Karun'a Ama onlar: (Bu,) Yalan söyleyen bir büyücüdür" dediler (Mümin Suresi, 23-24)

Hz Musa'nın ise, Firavun'un ve önde gelenlerin bu iftiralarına şöyle cevap verdiği haber verilmektedir:

Musa: "Size hak geldiğinde (böyle) mi söylersiniz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler" dedi (Yunus Suresi, 77)

Büyücülük iftirası, Hz Musa'dan önce ve sonra, birçok mümine atılmış iftiralardan biridir İlerleyen bölümlerde "büyücülük" iftirasına uğramış diğer Müslümanlarla ilgili Kuran'da bildirilenler de aktarılacaktır

YALANCILIK İFTİRASI
Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle geldiği zaman: "Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik" dediler Musa dedi ki: "Rabbim, kimin kendisinden bir hidayetle geldiğini ve bu (dünya) yurdun(un) sonucunun kime ait olacağını daha iyi bilir Gerçekten, zulmedenler, felah bulmazlar" Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum" (Kasas Suresi, 36-38)
Firavun'un Hz Musa'ya ve onun kendisine tebliğ ettiği dine karşı tavrı kuşkusuz son derece gafil ve zalimcedir İnkarda bu derece ileri gitmiş olan bir insanın, gelen elçiyi karalamak ve onu yalanlamak için olmadık suçlamalarda bulunması ve alaycı tavırlar takınması ise hiç de şaşırtıcı değildir Firavun, Hz Musa'yı güçsüzleştirmek ve anlattığı gerçeklere insanların inanmasını engellemek için, tüm bunların yalan olduğu iftirasını da kuşkusuz pervasızca atmaktadır Oysa, Allah'ın elçilerini yalanlayanların ve onlara iftiraları ve yalanlamaları ile zorluk ve sıkıntı vermeye çalışanların sonu Kuran'da açık ve kesin olarak bildirilmektedir:

Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün (Nahl Suresi, 36)

Yukarıdaki ayette de haber verildiği gibi, Allah'ın samimi, dürüst, candan, Allah'tan korkan ve Allah'ı çok seven kullarına karşı yapılan bu haksızlıklar, ne dünyada ne de ahirette karşılıksız kalmamaktadır Nitekim Firavun'un ve çevresindekilerin dünyada uğradıkları belalar ve en sonunda ölümleri bunun en açık örneklerinden biridir Allah, insanlara Firavun ve yakınlarının uğradığı sondan ders almayı hatırlatmıştır Bu yüzden her insan için Kuran'da aktarılan bu olaylar ibret vesilesi olmalıdır:

O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak (Kasas Suresi, 39-40)

İnsanların unutmaması gereken en önemli konulardan biri ise, Firavun'un ve onun yolunu izleyen inkarcıların dünyada uğradıkları azabın ahiretteki azap yanında çok küçük kaldığıdır Dünyadayken Allah'ın ayetlerine karşı büyüklenen, Allah'ın elçilerine ve salih kullarına zorluk çıkaran, onlara iftiralar atan, tuzaklar kuran, dini yalanlayan, Allah'ın emrettiği ahlakı beğenmeyerek kendi çirkin ahlaklarını yaygınlaştırmaya çalışan insanları, ahirette zorlu bir azap beklemektedir:

Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır (Kasas Suresi, 41-42)
Kullanıcı Avatarı
muminkardes

Süper Yönetici

Mesaj Sayısı: 213
Katılım Tarihi: 31.03.10

Options
Atlanilacak Forum:
Forum powered by fusionBoard
Share this Thread
URL:
BBcode:
HTML:
Security System 1.9.0 © 2006-2008 by BS-Fusion Deutschland
Engellenen Saldiri Sayisi : 88
www.oruz.nl.
WWW.ORUZ.NL
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Ana Menu
Üye İstatistikleri
muminka... 4 Gün
Islambe... 5 Gün
Hasret13 Hafta
Savas20 Hafta


Bugün: 0
Dün: 0
Bu Hafta: 0
Bu ay: 0
Bu yıl: 19
Yeni Kullanıcı : Hasret

Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1
Toplam Üye Sayısı: 19
Günlük Ziyaretçi
Ziyaretçi : 16288
Site156 gündür açık
104 ziyaretçi / gün

e-mail Kayit Dağılımı
Yahoo:0 (0%)
Gmail: 0 (0%)
Hotmail: 8 (42.11%)
MSN: 2 (10.53%)
Mynet: 1 (5.26%)
Other: 8 (42.11%)


Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

12/04/2010 22:48
Sitemize moderator olmak isteyen kardeslerimiz bir mail atsin

04/04/2010 00:38
Sitemizde neler okumak veya gormek istersiniz bize yazarak destek olunuz

31/03/2010 21:30
Selamunaleykum kardeslerim sitemizi yeniliyoruz destek icin uye olalim tesekurler
Esmaulhusna



"O, yaratan, var eden, sekil veren Allah'tir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun sanini yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Hasr-24)"


ALLAH
(Varligi zorunlu olan ve bütün övgülere layik bulunan zatin özel ve en kapsamli adi)


RAHMÂN
(Bagislayan, esirgeyen)


RAHÎM
(Aciyan, esirgeyen)


MELIK
(Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi)


KUDDÛS
(Her eksiklikten münezzeh)


SELÂM
(Esenlik veren)


MÜ'MIN
(Güven veren, vaadine güvenilen)


MÜHEYMIN
(Kainatin bütün islerini gözetip yöneten)


AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)


CEBBÂR
(Iradesini her durumda yürüten, yaratilmislarin halini iyilestiren)


MÜTEKEBBIR
(Azamet ve yüceligini izhar eden))


HÂLIK
(Takdirine uygun bir sekilde yaratan)


BÂRI'
(Bir model olmaksizin canlilari yaratan)


MUSAVVIR
(Sekil ve özellik veren)


GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahlari bagislayan)


KAHHÂR
(Yenilmeyen, yegane galip)


VEHHÂB
(Karsilik beklemeden bol bol veren)


REZZÂK
((Bedenlerin ve ruhlarin gidasini yaratip veren)


FETTÂH
(Iyilik kapilarini açan, hakemlik yapan)


ALÎM
(Hakkiyla bilen)


KÂBID
(Rizki tutan, canlilarin ruhunu alan)


BÂSIT
(Rizki genisleten, ruhlari bedenlerine yayan)


HÂFID
(Alçaltan, zillete düsüren)


RÂFI'
(Yücelten, izzet ve seref veren)


MUIZ
(Yücelten, izzet ve seref veren)


MÜZIL
(Alçaltan, zillet veren)


SEMI'
(Isiten)


BASÎR
(Gören)


HAKEM
(Son hükmü veren)


ADL
(Mutlak adalet sahibi, asiriliga meyletmeyen)


LATÎF
(Yaratilmislarin ihtiyacini en ince noktasina kadar bilip sezilmez yollarla karsilayan)


HABÎR
(Her seyin iç yüzünden haberdar olan)


HALÎM
(Acele ile ve kizginlikla muamele etmeyen)


AZÎM
(Zatinin ve sifatlarinin mahiyeti anlasilamayacak kadar ulu)


GAFÛR
(Bütün günahlari bagislayan)


SEKÛR
(Az iyilige çok mükafat veren)


ALÎ
(Izzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, askin)


KEBÎR
(Zatinin ve sifatlarinin mahiyeti anlasilamayacak kadar ulu)


HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)


MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhlarin gidasini yaratip veren, bilip gücü yeten ve koruyan)


HASÎB
(Kullarina yeten, onlari hesaba çeken)


CELÎL
(Azamet sahibi)


KERÎM
(Fazilet türlerinin hepsine sahip)


RAKÎB
(Gözetleyip kontrol eden)


MÜCÎB
(Dileklere karsilik veren)


VÂSI'
(Ilmi ve merhameti herseyi kusatan)


HAKÎM
(Bütün emirleri ve isleri yerli yerinde olan)


VEDÛD
(Çok seven, çok sevilen)


MECÎD
(Sanli, serefli)


BÂIS
(Ölümden sonra dirilten)


SEHÎD
(Her seyi gözlemis olarak bilen)


HAK
(Fiilen var olan, mevcudiyeti ve uluhiyyeti gerçek olan)


VEKÎL
(Güvenilip dayanilan)


KAVÎ
(Her seye gücü yeten, kudretli)


METÎN
(Her seye gücü yeten, kudretli)


VELÎ
(Yardimci ve dost)


HAMÎD
(Övülmeye layik)


MUHSÎ
(Her seyi tek tek ve bütün ayrintilariyla bilen)


MÜBDI'
(Ilkin yaratan)


MUÎD
(Tekrar yaratan)


MUHYÎ
(Can veren)


MÜMÎT
(Öldüren)


HAY
(Ebedi hayatta diri)


KAYYÛM
(Her seyin varligi kendisine bagli olup kainati idare eden)


VÂCID
(Diledigini diledigi zaman bulan bir müstagni)


MÂCID
(Sanli, serefli)


VÂHID
(Bölünüp parçalara ayrilmamasi ve benzerinin bulunmamasi anlaminda tek)


SAMED
(Arzu ve ihtiyaçlari sebebiyle herkesin yöneldigi ulular ulusu bir müstagni)


KÂDIR
(Her seye gücü yeten, kudretli)


MUKTEDIR
(Her seye gücü yeten, kudretli)


MUKADDIM
(Öne alan)


MUAHHIR
(Geriye birakan)


EVVEL
(Varliginin baslangici olmayan)


ÂHIR
(Varliginin sonu olmayan)


ZÂHIR
(Varligini ve birligini belgeleyen birçok delilin bulunmasi açisindan asikar)


BÂTIN
(Zatinin görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açisindan gizli)


VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)


MÜTEÂLÎ
(Izzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, askin)


BER
(Iyilik eden, vaadini yerine getiren)


TEVVÂB
(Kullarini tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)


MÜNTAKIM
(Suçlulari cezalandiran)


AFÜV
(Hiçbir sorumluluk kalmayacak sekilde günahlari affeden)


RAÛF
(Sefkatli)


MÂLIKÜ'L-MÜLK
(Mülkün sahibi)


ZÜ'L-CELÂLI ve'l-IKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)


MUKSIT
(Adaletle hükmeden)


CÂMI'
(Toplayip düzenleyen, kiyamet günü hesaba çekmek için mahlukati toplayan)


GANÎ
(Her seyden müstagni, kendi disinda her sey O'na muhtaç)


MUGNÎ
(Zenginlik verip tatmin eden)


MÂNI'
(Dilemedigi seyin gerçeklesmesine müsaade etmeyen, kötü seylere engel olan)


DÂR
(Zarar veren)


NÂFI'
(Fayda veren)


NÛR
(Nurlandiran, nur kaynagi)



HÂDÎ
(Yol gösteren, murada erdiren)


BEDÎ'
(Esi ve örnegi olmayan, sanatkarane yaratan)


BÂKÎ
(Varliginin sonu olmayan)


VÂRIS
(Varliginin sonu olmayan)


RESÎD
(Bütün isleri isabetli ve hedefine ulasici, irsad edici)


SABÛR
(Çok sabirli)


©TRNuke.net
ALLAH c.c En Güzel Isimleri

Veda Hutbesi

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanir rahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size iki emanet bırakıyorum ki onlara sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah Kitabı Kur'an ve O'nun peygamberinin sünnetidir.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Sayfa oluşturulma süresi: 0.08 saniye 16,288 Tekil Ziyaretçi HaYaLeT
www. ORUZ .nl
& Copyright ; 2010
TUM HAKLARI MUSLUMANLARINDIR
Powered by PHP-Fusion copyright © 2002 - 2010 by Nick Jones.
Released as free software without warranties under GNU Affero GPL v3.