iletisim
www.oruz.nl
WWW.ORUZ.NL
Esmaul-Husna
Çevrimiçi Kullanıcılar
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1

Çevrimiçi Üyeler: 0

Toplam Üye Sayısı: 19
En Yeni Üye: Hasret
Ata Sozleri
Atasözleri


Acele ise seytan karisir.


Geçti borun pazari, sür esegi Nigde'ye.


Her kusun eti yenmez.


Her koyun kendi bacagindan asilir.


Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.


Sirrini açma dostuna, oda söyler dostuna.


Sinek küçüktür; ama mide bulandirir.


Sora sora Bagdat bulunur.


Ne ekersen onu biçersin.


Ev alma komsu al.


Gün dogmadan neler dogar.


Dereyi görmeden paçayi sivama.


Esek hosaftan ne anlar.


Etme bulma dünyasi.


Etle tirnak arasina girilmez.


Ecele çare bulunmaz.


Edep edepsizden ögrenilir.


Akil para ile satilmaz.


Çogu zarar, azi karar.


Çok bilen çok yanilir.


Çok naz asik usandirir.


Çok söyleme arsiz edersin, aç birakma hirsiz edersin.


Dogru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.


Dogru söze ne denir!...


Dogdugun yer degil; doydugun yer.


Dogru söz acidir.


Dervisin fikri ne ise zikri odur.


Dertsiz kul olmaz.


Deveci ile dostluk eden kapisini büyük açmalidir.


Destursuz baga girilmez.


Deveden büyük fil var.


Deveyi yardan(uçurumdan) uçuran bir tutam ottur.


Deveye bindikten sonra çali ardina gizlenilmez.


Dibi görünmeyen suya girme.


Dilin kemigi yoktur.


Dinsizin hakkindan imansiz gelir.


Dikensiz gül olmaz.


Dogru söz yemin istemez.


Doludan islanmisin yagmurdan pervasi olmaz.


Domuz derisinden post, eski düsmandan dost olmaz.


Dost aci söyler.


Dost basa bakar, düsman ayaga.


Is baska, dostluk baska.


Dostun iyisi kara günde belli olur.


Duvari nem, insani gam yikar.


Yigidi gül aglatir, gam öldürür.


Dünya mali dünyada kalir.


Düsenin dostu olmaz.


Eden bulur, inleyen ölür.


Egri otursan da dogru konus.


Ekmeden biçilmez.


Elçiye zeval olmaz.


Elde bulunan beyde bulunmaz.


El elden üstündür.


Birlikten kuvvet dogar.


El elin nesine, gülerek gider yasina.


El için kuyu kazan önce kendi düser.


El ile gelen dügün bayram.


Elin agzi torba degil ki büzesin.


Elmayi soy da ye, armudu say da ye.


El öpmekle dudak asinmaz.


Emanete hiyanet olmaz.


Erenlerin sagi solu belli olmaz.


Yolcu yolunda gerek.


Er olan ekmegini tastan çikarir.


Eski dost düsman olmaz.


Eskiye ragbet olsaydi, bit pazarina nur yagardi.


Esege altin semer vursalar yine esektir.


Esegin ölümü köpege dügündür.


Evli evinde, köylü köyünde gerek.


Evdeki hesap çarsiya uymaz.


Evladin var mi, derdin var.





Dost Siteler

Radio Islam

Sitemiz Diger Dillerde
Haberler
öNeMLi LiNKLeR
Kur'an-ı Kerim

Dini Site

Kitap Oku
www.bilvanisi.de

Sefer Mesafesi
Islami KonularSefer Mesafesi



Kişinin seferi sayılabilmesi için gereken en az yol mesafesi, Hanefî fıkıh kaynaklarında günde altı saat yaya yürüyüş esas alınarak, “üç günlük yol” olarak ifade edilir. Bu da toplam onsekiz saattir. Normal yaya yolculuğunda saatte beş kilometre yol alındığından, toplam sefer mesafesi 90 km. tutmaktadır.



Şafii, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise, en az sefer mesafesi onaltı fersahtır. Yani bugünkü ölçülerle 89 km’dir.1 Şu halde asgari sefer mesafesi, dört mezhebe göre de 90 km civarında sabit kalmaktadır.



Sefer mesafesi yola çıkan bir seferî, gittiği yerde tek yerleşim merkezinde, en az onbeş gün kalmaya karar verse, bu karardan itibaren müsafirlikten çıkarak mukim olmuş sayılır. (Şafiîlerde giriş-çıkış günleri hariç, tam dört gün ikamete niyetlenen kimsenin, müsafirliği bitmiş sayılmaktadır).



Seferîliği sona erdirecek ikamete karar vermedikçe, aylarca bir yerde kalan kimse, yine seferî durumundadır. Yolculuk mesafesi gitmeye karar vermeden yol alan kişi, ne kadar gitse de müsafir hükmüne girmez. Yürüyüşle onsekiz saatlik olan sefer mesafesini, bir vasıtayla çok kısa zamanda almak da sefer hükmünü değiştirmez.



Vatan Meselesi



Bir kimsenin doğup büyüdüğü veya sürekli yurt edinip yerleştiği yere “vatan-ı aslî” denir. Herhangi bir sebeple, en az onbeşgün olmak üzere bir süre kalacağı yere de “vatan-ı ikamet” denir. Memurluk, işçilik, öğrencilik gibi vazife icabı uzun müddet ve yıllarca kalınan yerler de temelli yerleşme kararı olmadıkça ikâmet vatanıdır, yani vatan-ı aslî değildir.



Seferden dönen kimse, aslî vatana girmesiyle, hiç ikamet niyeti olmasa da mukim olmuş sayılır ve namazları kısaltmadan kılar. Yoldan dönüp gelinen yer vatan-ı ikamet ise, orada yine en az onbeş gün (Şafiîlere göre dört gün) ikamet niyeti olmadıkça, müsafirlikten çıkılmış olmaz.



Bir kimse, aslî vatanını terkedip, başka bir yerde temelli kalma niyetiyle yerleşmiş olsa, orası vatan-ı aslîsi olur ve önceki mekânı aslî vatan olmaktan çıkar. Ancak ayrı yerlerde ailesi veya lüzumlu eşyasıyla, daima yerleşim ve kullanıma hazır, ikamete elverişli evleri bulunan kimsenin, bu yerleri de vatan-ı asli sayılır.2



Vatan-ı ikâmet; vatan-ı asliye dönmek, başka bir yeri ikâmet vatanı edinmek veya sefer mesafesi bir yolculuğa çıkmakla vatan-ı ikâmet olmaktan düşer. Oraya dönüldüğünde, onbeş günlük yerleşim kararı olmadıkça seferîlikten çıkılmış olmaz.



Evlenen kadın, sefer veya ikâmet hususunda eşinin ikâmetgâhına tabi sayılır. Asker de, seferde emir-komuta kademesine tabidir.



Namazların Kısaltılması



Müsafir hükmünde olan kimse, dört rekat farz namazlarını iki rekat olarak kılar ki, Hanefilerde vacibdir. Dört kılması mekruhtur. Bu durumda birinci Tahiyyata oturması farz hükmüne geçer ve terkinde namaz bozulur. İki ve üç rekât olan namazlar aynen kılınır. Sünnetler ise ya tam kılınır veya bilhassa yol sırasında bir güçlük ve darlık hali varsa -sabah sünneti hariç- terkedilir.



Şafiîlere göre seferî kimse, dört rekatlı farzları iki veya dört rekat kılmakta serbesttir. Fakat iki kılması tercih edilir.



Hanefilere göre mukim olan, müsafirlikten kalma dört rekat namazları kaza ederken, onları ikişer rekat kılar. Müsafir olan da, mukimlik halinden kalan namazları tam olarak kaza eder. Şafiîlerde ise, seferîlikten kazaya kalanlar da mukim olunca tam kılınır. Fakat bunlar, seferîlikte kısaltılarak kılınır.3



Cemaatle namazda mukim müsafire, müsafir de vakit içinde mukime uyabilir. Müsafir imam, dört rekâtlı namazı iki yerine dört kılmış olsa, Hanefilere göre müsafirin son iki rekâtı nafile namaz hükmüne gireceğinden, ona uyan mukimlerin namazı bozulmuş olur. Mukim imama uyan müsafirin namazı, ikiden dört rekâta dönüşür. Dört rekâtın sonunda mukime uymuşsa, kalkıp onu dörde tamamlar.



Kadınların Yolculuğu



Hanefiler konuyla ilgili sahih hadislere dayanarak, kadının bir mahrem yakını veya eşi olmadan, sefer mesafesi bir yola ve hacca gidemeyeceği hükmünü benimsemişlerdir. Şafiîler ise, kadının yanında mahremi olmasa da, bir-iki kadın arkadaşı eşliğinde, farz olan hacca gidebileceğini kabul ederler. Ayrıca bazı Şafiî müctehidleri, meselenin emniyetle ilgili olduğunu, yolculuk güven ve emniyet halinde olduktan sonra mahrem akrabalık şartı aranmadan, kadınlar için de her türlü yolculuğun caiz olacağını söylemişlerdir.4



Buna göre; bugün emniyet ortamında ve ihtiyaç halinde, şehirlerarası otobüs, tren ve uçak gibi toplu taşıma araçlarıyla, gereken adab ve şartlarını gözeterek, kadınların -hele birkaçı beraberce olursa- mahremleri bulunmadan yolculuk yapmasının da, caiz olacağı söylenebilir.





1) Vehbe Zuhaylî: el-Fıkhu’l-İslamî, 2/1343; en-Nevevî: el-Mecmû; 4/210-212.
2) İbn-i Âbidin: Reddü’l-Muhtâr (Beyrut-1994), 2/614.
3) eş-Şirazî: el-Mühezzeb (Beyrut-1992), 1/340-341; el-Mecmû; 4/245.
4) en-Nevevî: Şerhu Sahîh-i Müslim (Beyrut-1997), 9/108-109; el-Mecmû; 7/68-70.




Semerkand Dergisi
Şubat 2004 Sayısı
Yusuf ÖZCAN
YAZAR: muminkardes - Nisan 26 2010 22:08:29· 0 Yorum · 38 Okunma · Yazdır
Yorum
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Security System 1.9.0 © 2006-2008 by BS-Fusion Deutschland
Engellenen Saldiri Sayisi : 88
www.oruz.nl.
WWW.ORUZ.NL
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Ana Menu
Üye İstatistikleri
muminka... 4 Gün
Islambe... 6 Gün
Hasret13 Hafta
Savas20 Hafta


Bugün: 0
Dün: 0
Bu Hafta: 0
Bu ay: 0
Bu yıl: 19
Yeni Kullanıcı : Hasret

Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1
Toplam Üye Sayısı: 19
Günlük Ziyaretçi
Ziyaretçi : 16293
Site156 gündür açık
104 ziyaretçi / gün

e-mail Kayit Dağılımı
Yahoo:0 (0%)
Gmail: 0 (0%)
Hotmail: 8 (42.11%)
MSN: 2 (10.53%)
Mynet: 1 (5.26%)
Other: 8 (42.11%)


Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

12/04/2010 22:48
Sitemize moderator olmak isteyen kardeslerimiz bir mail atsin

04/04/2010 00:38
Sitemizde neler okumak veya gormek istersiniz bize yazarak destek olunuz

31/03/2010 21:30
Selamunaleykum kardeslerim sitemizi yeniliyoruz destek icin uye olalim tesekurler
Esmaulhusna



"O, yaratan, var eden, sekil veren Allah'tir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun sanini yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Hasr-24)"


ALLAH
(Varligi zorunlu olan ve bütün övgülere layik bulunan zatin özel ve en kapsamli adi)


RAHMÂN
(Bagislayan, esirgeyen)


RAHÎM
(Aciyan, esirgeyen)


MELIK
(Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi)


KUDDÛS
(Her eksiklikten münezzeh)


SELÂM
(Esenlik veren)


MÜ'MIN
(Güven veren, vaadine güvenilen)


MÜHEYMIN
(Kainatin bütün islerini gözetip yöneten)


AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)


CEBBÂR
(Iradesini her durumda yürüten, yaratilmislarin halini iyilestiren)


MÜTEKEBBIR
(Azamet ve yüceligini izhar eden))


HÂLIK
(Takdirine uygun bir sekilde yaratan)


BÂRI'
(Bir model olmaksizin canlilari yaratan)


MUSAVVIR
(Sekil ve özellik veren)


GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahlari bagislayan)


KAHHÂR
(Yenilmeyen, yegane galip)


VEHHÂB
(Karsilik beklemeden bol bol veren)


REZZÂK
((Bedenlerin ve ruhlarin gidasini yaratip veren)


FETTÂH
(Iyilik kapilarini açan, hakemlik yapan)


ALÎM
(Hakkiyla bilen)


KÂBID
(Rizki tutan, canlilarin ruhunu alan)


BÂSIT
(Rizki genisleten, ruhlari bedenlerine yayan)


HÂFID
(Alçaltan, zillete düsüren)


RÂFI'
(Yücelten, izzet ve seref veren)


MUIZ
(Yücelten, izzet ve seref veren)


MÜZIL
(Alçaltan, zillet veren)


SEMI'
(Isiten)


BASÎR
(Gören)


HAKEM
(Son hükmü veren)


ADL
(Mutlak adalet sahibi, asiriliga meyletmeyen)


LATÎF
(Yaratilmislarin ihtiyacini en ince noktasina kadar bilip sezilmez yollarla karsilayan)


HABÎR
(Her seyin iç yüzünden haberdar olan)


HALÎM
(Acele ile ve kizginlikla muamele etmeyen)


AZÎM
(Zatinin ve sifatlarinin mahiyeti anlasilamayacak kadar ulu)


GAFÛR
(Bütün günahlari bagislayan)


SEKÛR
(Az iyilige çok mükafat veren)


ALÎ
(Izzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, askin)


KEBÎR
(Zatinin ve sifatlarinin mahiyeti anlasilamayacak kadar ulu)


HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)


MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhlarin gidasini yaratip veren, bilip gücü yeten ve koruyan)


HASÎB
(Kullarina yeten, onlari hesaba çeken)


CELÎL
(Azamet sahibi)


KERÎM
(Fazilet türlerinin hepsine sahip)


RAKÎB
(Gözetleyip kontrol eden)


MÜCÎB
(Dileklere karsilik veren)


VÂSI'
(Ilmi ve merhameti herseyi kusatan)


HAKÎM
(Bütün emirleri ve isleri yerli yerinde olan)


VEDÛD
(Çok seven, çok sevilen)


MECÎD
(Sanli, serefli)


BÂIS
(Ölümden sonra dirilten)


SEHÎD
(Her seyi gözlemis olarak bilen)


HAK
(Fiilen var olan, mevcudiyeti ve uluhiyyeti gerçek olan)


VEKÎL
(Güvenilip dayanilan)


KAVÎ
(Her seye gücü yeten, kudretli)


METÎN
(Her seye gücü yeten, kudretli)


VELÎ
(Yardimci ve dost)


HAMÎD
(Övülmeye layik)


MUHSÎ
(Her seyi tek tek ve bütün ayrintilariyla bilen)


MÜBDI'
(Ilkin yaratan)


MUÎD
(Tekrar yaratan)


MUHYÎ
(Can veren)


MÜMÎT
(Öldüren)


HAY
(Ebedi hayatta diri)


KAYYÛM
(Her seyin varligi kendisine bagli olup kainati idare eden)


VÂCID
(Diledigini diledigi zaman bulan bir müstagni)


MÂCID
(Sanli, serefli)


VÂHID
(Bölünüp parçalara ayrilmamasi ve benzerinin bulunmamasi anlaminda tek)


SAMED
(Arzu ve ihtiyaçlari sebebiyle herkesin yöneldigi ulular ulusu bir müstagni)


KÂDIR
(Her seye gücü yeten, kudretli)


MUKTEDIR
(Her seye gücü yeten, kudretli)


MUKADDIM
(Öne alan)


MUAHHIR
(Geriye birakan)


EVVEL
(Varliginin baslangici olmayan)


ÂHIR
(Varliginin sonu olmayan)


ZÂHIR
(Varligini ve birligini belgeleyen birçok delilin bulunmasi açisindan asikar)


BÂTIN
(Zatinin görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açisindan gizli)


VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)


MÜTEÂLÎ
(Izzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, askin)


BER
(Iyilik eden, vaadini yerine getiren)


TEVVÂB
(Kullarini tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)


MÜNTAKIM
(Suçlulari cezalandiran)


AFÜV
(Hiçbir sorumluluk kalmayacak sekilde günahlari affeden)


RAÛF
(Sefkatli)


MÂLIKÜ'L-MÜLK
(Mülkün sahibi)


ZÜ'L-CELÂLI ve'l-IKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)


MUKSIT
(Adaletle hükmeden)


CÂMI'
(Toplayip düzenleyen, kiyamet günü hesaba çekmek için mahlukati toplayan)


GANÎ
(Her seyden müstagni, kendi disinda her sey O'na muhtaç)


MUGNÎ
(Zenginlik verip tatmin eden)


MÂNI'
(Dilemedigi seyin gerçeklesmesine müsaade etmeyen, kötü seylere engel olan)


DÂR
(Zarar veren)


NÂFI'
(Fayda veren)


NÛR
(Nurlandiran, nur kaynagi)



HÂDÎ
(Yol gösteren, murada erdiren)


BEDÎ'
(Esi ve örnegi olmayan, sanatkarane yaratan)


BÂKÎ
(Varliginin sonu olmayan)


VÂRIS
(Varliginin sonu olmayan)


RESÎD
(Bütün isleri isabetli ve hedefine ulasici, irsad edici)


SABÛR
(Çok sabirli)


©TRNuke.net
ALLAH c.c En Güzel Isimleri

Veda Hutbesi

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanir rahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size iki emanet bırakıyorum ki onlara sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah Kitabı Kur'an ve O'nun peygamberinin sünnetidir.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Sayfa oluşturulma süresi: 0.03 saniye 16,293 Tekil Ziyaretçi HaYaLeT
www. ORUZ .nl
& Copyright ; 2010
TUM HAKLARI MUSLUMANLARINDIR
Powered by PHP-Fusion copyright © 2002 - 2010 by Nick Jones.
Released as free software without warranties under GNU Affero GPL v3.